Kosmidu, Türk Azınlık Okullarının kapatılmasını demografik nedenlerle savundu

21.07.2026 16:24

Doğu Makedonya-Trakya Eyaleti Eğitim Müdür Vekili Marigula Kosmidu, Batı Trakya’da sekiz Türk azınlık ilkokulunun faaliyetlerinin durdurulması ve İskeçe Merkez Türk Azınlık İlkokulunda bazı öğrencilerin kayıtlarının iptal edilmesi nedeniyle kamuoyunda yükselen tepkilerin ardından yazılı bir açıklama yayımladı.

 

Kosmidu’nun imzasını taşıyan açıklamada, okul kapatma kararlarının hukuki dayanakları ve eğitim politikaları savunulurken, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının Batı Trakya Türk Azınlığına ilişkin son açıklamalarına da doğrudan yanıt verildi.

 

TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINA YANIT EĞİTİM MÜDÜR VEKİLİNDEN GELDİ

 

Açıklamanın dikkat çeken yönlerinden biri, Türkiye Dışişleri Bakanlığının açıklamalarına Yunanistan Dışişleri Bakanlığı veya Eğitim Bakanlığı yerine Doğu Makedonya-Trakya Eyaleti Eğitim Müdür Vekili Marigula Kosmidu’nun cevap vermesi oldu.

 

Kosmidu, açıklamasında Türkiye Dışişleri Bakanlığının Yunanistan’daki azınlık okullarının işleyişi hakkında değerlendirme yapma konusunda "hukuki ve fiili meşruiyetinin bulunmadığını" savundu.

 

RUM AZINLIK OKULLARIYLA KARŞILAŞTIRMA YAPTI

 

Kosmidu, açıklamasında yalnızca Batı Trakya’daki Türk azınlık eğitimiyle ilgili değerlendirmelerde bulunmadı. İstanbul Rum toplumunun nüfusunun geçmişte uygulanan devlet politikaları nedeniyle büyük ölçüde azaldığını öne süren Kosmidu, Türkiye’deki Rum azınlık okullarının durumunu Batı Trakya’daki Türk azınlık eğitimiyle karşılaştırdı.

 

Açıklamada yer verilen bu değerlendirmelerin, Doğu Makedonya-Trakya Eyaleti Eğitim Müdürlüğünün görev alanını aşan siyasi ve diplomatik konulara ilişkin olması da dikkat çekti.

 

OKUL KAPATMALARINI DEMOGRAFİK NEDENLERLE SAVUNDU

 

Kosmidu, sekiz Türk azınlık ilkokulunun faaliyetlerinin durdurulmasının azınlık okullarına yönelik özel bir uygulama olmadığını ileri sürdü.

 

Açıklamaya göre aynı dönemde bölgede 39 devlet okulunun da faaliyetleri durduruldu. Bu nedenle okul kapatmalarının temel gerekçesinin yalnızca azınlık okullarına yönelik bir politika değil, Avrupa genelinde yaşanan demografik gerileme olduğu savunuldu.

 

Kosmidu ayrıca, azınlık ilkokullarının faaliyetlerinin durdurulması için gereken asgari öğrenci sayısının devlet okullarına göre daha düşük tutulduğunu, buna rağmen bu okullarda öğrenci başına düşen öğretmen sayısının daha yüksek olduğunu belirtti.

 

AZINLIK KURUMLARININ HUKUKİ İTİRAZLARINA DEĞİNMEDİ

 

Buna karşın açıklamada, Batı Trakya Türk Azınlığının uzun yıllardır dile getirdiği temel hukuki itirazlardan biri olan azınlık okullarının Lozan Antlaşması ve ilgili ikili anlaşmalarla güvence altına alınan özerk statüsüne ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmedi.

 

Batı Trakya Türk Azınlığına ait kurumlar, azınlık okullarının devlet okullarıyla aynı kriterler üzerinden değerlendirilemeyeceğini ve bu okulların uluslararası anlaşmalarla korunan özel bir hukuki statüye sahip olduğunu savunuyor.

 

Kosmidu’nun açıklaması ise okul kapatma kararlarını ağırlıklı olarak eğitim planlaması ve demografik veriler çerçevesinde değerlendirirken, bu hukuki argümanlara doğrudan yanıt vermedi.

 

İSKEÇE MERKEZ TÜRK AZINLIK İLKOKULUNDAKİ KAYIT KRİZİ

 

İskeçe Merkez Türk Azınlık İlkokulunda kabul edilmeyen öğrenci kayıtlarına da değinen Kosmidu, kayıt sırasında sunulan belgelerin yapılan incelemeler sonucunda hukuka aykırı olduğunun tespit edildiğini ve velilerin de bu durumu kabul ettiğini iddia etti.

 

Ancak açıklamada, velilerin, okul ailelerinin veya Batı Trakya Türk Azınlığını temsil eden kurumların konuya ilişkin görüş ve itirazlarına yer verilmedi.

 

TARTIŞMANIN MERKEZİNDE LOZAN ANTLAŞMASI

 

Kosmidu açıklamasında Lozan Antlaşması’na da geniş yer verdi.

 

Açıklamada, Lozan Antlaşması uyarınca Batı Trakya’daki azınlığın "etnik değil dini azınlık" olduğu görüşü yinelenirken, Yunanistan’ın antlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği ve azınlık okullarına antlaşmada öngörülenin ötesinde destek sağladığı savunuldu.

 

Öte yandan Batı Trakya Türk Azınlığı ise eğitim alanındaki taleplerini Lozan Antlaşması’nın tanıdığı eğitim hakları ve azınlık okullarının tarihsel süreç içerisinde sahip olduğu özel statü çerçevesinde dile getirmeye devam ediyor.


MARİGULA KOSMİDU İMZASIYLA YAYIMLANAN AÇIKLAMA ŞÖYLE:


Doğu Makedonya – Trakya Eğitim Müdür Vekili Marigula Kosmidu imzasıyla bugün (21 Temmuz Salı) yayımlanan açıklama şöyle:

Faaliyetleri durdurulan azınlık okullarının sayısı, faaliyetleri durdurulan devlet okullarının sayısının oldukça altındadır. Buna göre;


• Meriç ilinde: 10 devlet okuluna karşılık 1 azınlık okulu,

• Rodop ilinde: 11 devlet okuluna karşılık 5 azınlık okulu,

• İskeçe ilinde: 10 devlet okuluna karşılık 2 azınlık okulu,

• Bölge Eğitim Müdürlüğü genelinde ise: 39 devlet okuluna karşılık 8 azınlık okulu faaliyetlerini durdurmuştur.


Yukarıda yer verilen sayısal veriler açıkça göstermektedir ki, azınlık okullarına yönelik herhangi bir hedef alma veya ayrımcı uygulama söz konusu değildir. Bu okullar da, ülke genelinde yaşanan küçülme sürecinden etkilenmektedir. Bu süreç, son yıllarda tüm Avrupa kıtasını giderek daha fazla etkisi altına alan demografik sorunların doğal bir sonucudur.


Öte yandan, azınlık öğrencilerinin velileri de çocuklarını hangi okulda okutacaklarını özgür iradeleriyle seçme hakkına sahiptir. Bu nedenle, okul yapılanmasının da değişmesi kaçınılmazdır. Günümüzde tercih, öğrencilerin yeni öğretim programlarından tam anlamıyla yararlanabildiği, daha fazla sosyalleşme imkanına sahip olduğu, iş birliğine dayalı öğrenme yöntemlerinin uygulandığı, uzman eğitim kurumlarına daha yakın bulunan, özel eğitim ve kültürlerarası ilkokullar gibi farklı eğitim birimlerinden faydalanabildiği ve genel olarak eğitim olanaklarının daha geniş olduğu çok öğretmenli ve çok sınıflı okullara yönelmektedir. Böylece öğrencilerin daha kapsamlı ve çok yönlü bir eğitim almaları amaçlanmaktadır.

 

Ayrıca özellikle belirtilmelidir ki, azınlık okulları için oldukça avantajlı bir uygulama yürürlüktedir. Bir azınlık ilkokulunun faaliyetinin durdurulması için gereken asgari öğrenci sayısı, devlet ilkokullarına uygulanan sınırın oldukça altındadır.

 

Nitekim devlet ilkokullarında bu sınır 15 öğrenci iken, azınlık ilkokullarında yalnızca 9 öğrencidir.

 

Bunun yanında, azınlık ilkokullarında 9 öğrenciye 2 öğretmen düşerken, devlet ilkokullarında 15 öğrenciye 1 öğretmen görev yapmaktadır.

 

Kaldı ki, bu yıl faaliyetleri durdurulan azınlık okullarının tamamı iki öğretmenli okullar olup, öğrenci sayıları yasal asgari sınır olan 9 öğrencinin altında kalmıştır.

 

Aynı zamanda, Trakya’daki azınlık okullarının ve bu okullarda öğrenim gören öğrenci sayısındaki azalmanın, Avrupa’nın ortak demografik sorunundan kaynaklandığı özellikle vurgulanmalıdır.

 

Buna karşılık, İstanbul Rum toplumunun neredeyse tamamen ortadan kalkması demografik gelişmelerin değil, geçmiş yıllarda sistematik biçimde uygulanan devlet politikaları ve zorunlu göç uygulamalarının bir sonucudur. Bu konuda rakamların ortaya koyduğu gerçekler tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır.

 

Ülkemiz, Lozan Antlaşması’ndan kaynaklanan yükümlülüklerini eğitim alanında eksiksiz ve kararlılıkla yerine getirmektedir. Eğitim konusu, sonradan ilgi göstermeye başlayan üçüncü tarafların siyasi amaçlarla kullanabileceği bir alan değildir.

 

Her hâlükârda, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının, Yunanistan’daki azınlık okullarının işleyişi hakkında görüş bildirme konusunda ne hukuki ne de fiili bir yetkisi ya da meşruiyeti bulunmaktadır.

 

Lozan Antlaşması uyarınca söz konusu azınlık etnik değil, dini bir azınlıktır.

 

Yunanistan, yalnızca Lozan Antlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmekle kalmamakta, azınlık okulları için antlaşmada öngörülenlerin çok ötesinde uygulamalar da gerçekleştirmektedir.

 

Devlet, hem Yunanca eğitim programında hem de azınlık eğitim programında görev yapan öğretmenlerin maaşlarını ödemekte; okulların tüm işletme giderlerini (elektrik, su, telefon, kırtasiye malzemeleri, ekipman bakımı vb.) karşılamakta; öğrencilerin ulaşım masraflarını ve temizlik personelinin ücretlerini tamamen üstlenmekte; ayrıca okulların elektronik ve eğitim materyalleriyle donatılmasını ve binalarının bakımını sağlamaktadır.

 

Buna karşılık, Türkiye devleti İstanbul ve Gökçeada’daki azınlık okullarına yalnızca "top ve spor malzemesi" sağladığını, Türkiye Milli Eğitim Bakan Yardımcısı’nın İskeçe ziyareti sırasında yaptığı açıklamada ifade etmiştir. Bunun dışındaki tüm giderler ise sayıları oldukça azalmış olan azınlık toplumu tarafından karşılanmaktadır.

 

İskeçe 1. Azınlık Okulu’na kabul edilmeyen öğrenci kayıtlarına ilişkin olarak ise, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklamasında önemli bir hususa hiç değinilmemektedir. Söz konusu açıklamada, okula ilk kayıt için sunulan belgelerin hukuka aykırı olduğu belirtilmemiştir. Oysa yetkili makamlar tarafından yapılan inceleme sonucunda bu belgelerin usulsüz olduğu tespit edilmiş; belgeleri okula teslim eden veliler de bu durumu kabul etmiştir.

 

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, gerekli öğrenci sayısına ulaşıldıktan sonra Mehrikoz (Kehros) Azınlık Okulunun yeniden eğitime açılmış olmasına da hiçbir şekilde yer verilmemektedir. Nitekim yapılan denetim sonucunda, bu okul için sunulan kayıt başvurularının hukuka uygun olduğu belirlenmiş ve okul yeniden faaliyete geçirilmiştir.

 

Geçtiğimiz yıl İskeçe’ye bağlı Mizanlı Azınlık Okulu ile ilgili yapılan açıklamaları ve İskeçe Milletvekili Sayın Hüseyin Zeybek’in Yunan Parlamentosuna sunduğu soru önergesini de hatırlatmak isteriz. Söz konusu okul, kayıt sırasında ibraz edilen belgelerin yapılan inceleme sonucunda hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle yeniden eğitime açılamamıştır.

 

Azınlık okullarının yeniden açılmasını sağlamak amacıyla sahte veya gerçeğe aykırı belgelerle başvuru yapılmasına yönelik her türlü girişim kesinlikle kabul edilemez. Daha da vahimi, küçük çocukların, kurumsal yapı dışında faaliyet gösteren odakların kararları doğrultusunda yönlendirilen birer araç haline getirilmesi ve bu amaçla kullanılmalarıdır. Bu tür uygulamalar açık biçimde kınanmalıdır.

 

Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı açısından tek ve öncelikli ölçüt, öğrencilerin yararıdır. Bunun dışında herhangi bir ölçüt söz konusu değildir.

 

Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı adına

Eyalet Eğitim Müdür Vekili

Marigula Kosmidu